AİDİYET ARAYAN ÇOCUKLAR MI, YOKSA ÇETELER Mİ?

AİDİYET ARAYAN ÇOCUKLAR MI, YOKSA ÇETELER Mİ?


Son dönemde içimizi burkan bir gerçekle karşı karşıyayız. Suç, suçlu, fail derken yaşların giderek düştüğü bir çeteleşme dalgası büyüyor. Daha hayatlarının başında olan gençlerin, gasp, darp ve hatta cinayet gibi ağır suçlarla anılması artık sıradan bir haber haline geldi. Bu durum yalnızca bireysel değil, toplumsal bir alarmdır.


Peki ne oldu da gençler bu noktaya geldi?
Bir zamanlar “geleceğimiz” dediğimiz gençlik; bugün öfkesini kontrol edemeyen, sabırsız, kırılgan ve çoğu zaman yalnız bireylere dönüşmüş durumda. Bunun tek bir sebebi yok. Aile içi iletişimsizlik, ekonomik zorluklar ve en önemlisi aidiyet duygusunun zayıflaması bu süreci hızlandırdı.


Toplum olarak bizim de hatalarımız yok mu?


Gençleri sadece eleştiren, yargılayan ama anlamaya çalışmayan yaklaşım, sorunu çözmek yerine derinleştirdi. Henüz reşit bile olmayan çocukların organize şekilde suçlara karışması, görmezden gelinemeyecek bir çöküşün işaretidir.
Bir diğer tehlike ise sosyal medya.


Şiddetin, suçun ve “kabadayılığın” övüldüğü içerikler; özellikle 13–17 yaş grubunu doğrudan etkiliyor. Gerçek hayatın sonuçlarını henüz kavrayamayan çocuklar için suç, normalleşmeye başlıyor.
Peki çeteleşme bir tercih mi?
Çoğu zaman hayır. Bu, bir “zorunlu yöneliş”. Aidiyet bulamayan, değer görmeyen, yalnız bırakılan çocuklar; kendilerine yer bulabilecekleri en yakın gruba yöneliyor. Bu bazen bir arkadaş grubu, bazen de bir çete oluyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
ELVAN ÖZTÜRK Arşivi